İLÇELER:
İLÇELER:
Kars ilinin ilçeleri; Akkaya, Arpaçay, Digor, Kağızman, Sarıkamış, Selim ve Susuz’dur.
Digor: İl merkezine 42 km. uzaklıktadır. Ünlü Türk şairi Dede Korkut’un Digor’da yaşadığına inanılmaktadır. Çevrede Orta Çağdan kalma kiliseler bulunmaktadır. Bunların içinde Digor yakınlarında bulunan Beş Müzesi (Beş Kilise) ve Karabağ Köyü yakınlarında bulunan, iyi korunmuş Karabağ Müzesi’ne (Müren Kilisesi) araba ulaşımını takiben yürüyerek gidilebilir.
Kağızman: İl merkezine 75 km. uzaklıktadır. Ayrıca Kağızman’ın kuzeyinde bulunan ve batıdan doğuya doğru akan Aras Nehri Kanyonu vahşi, doğal güzelliklerle doludur. Bu kanyondaki güzellikler, Kağızman ve Tuzluca yolu izlenerek görülebilir. Ayrıca Tunç Kaya (Keçivan) Kalesi, Köroğlu Kalesi ve Çengim Kilisesi gibi tarihi yapılar da mevcuttur.
Sarıkamış: Kış sporları ve kış turizmi bakımından Türkiye’nin önemli merkezlerinden biri olan Sarıkamış, 2200-2900 m. yüksekliğinde bir plato üzerinde yer almaktadır.
Doğal güzelliği ve modern kayak tesislerinin yanı başında açılmaya başlayan oteller Sarıkamış’ın önemli bir turizm merkezi olmasını sağlamaktadır. Sarıkamış’ta, en uygun kayak mevsimi 20 Aralık-20 Mart tarihleri arasındadır.
Susuz: İl merkezine 24 km uzaklıktaki ilçe yakınlarında yer alan Susuz Şelalesi, görülmeye değerdir. Ayrıca yine ilçe merkezi yakınlarındaki Susuz Kaplıcaları da romatizma hastalıklarına iyi gelmektedir.
Akyaka: İl merkezine 54 km. uzaklıkta olan Akyaka ilçesi sınırları içinde tarihi Ocaklı (Ani) kenti bulunmakta ve ziyaretçilerin ilgi odağı olmaktadır.
Arpaçay: Doğusunda Ermenistan toprakları ve Akyaka İlçesi, Güneyinde Kars İli bulunmakta olup, Kuzeyinde Çıldır İlçesi ve Batısında da Susuz İlçesi toprakları ile çevrilidir.
Selim: İlçe Doğu Anadolu bölgesinin en yüksek yaylaları üzerinde yer alır.COĞRAFYA
Kars ili Doğu Anadolu Bölgesinin kuzeydoğu kesimlerinde yer almaktadır. Büyük bir plato özelliği gösteren il coğrafyasında genel olarak bitki örtüsü bozkır görünümündedir. Yalnız Sarıkamış ilçesinde çam ormanları bulunmaktadır.
Kağızman ilçesinde bağ ve bahçecilik yapılmaktadır.
Kars Doğu Anadolu Bölgesinin en soğuk bölgesinde yer alır. Bu nedenle karasal bir iklime sahiptir; kışları uzun ve sert, yazları ılımlı hatta serince geçer. TARİHÇE 
Kars adının kaynağı Karsaklardan gelmektedir. M.Ö. 130-127 yıllarında Kafkas dağlarının
kuzeyinde ve Dağıstan’da gelerek Kars çevresine yerleşmiş, buraya adlarını vermişlerdir. Bu durumda Türkiye’deki en eski Türkçe İl adı ününü kazanmıştır.
Divan-ı Lügat it Türk’te Kars deve veya koyun yününden yapılan elbise, şal kuşak dokuma anlamındadır.
Araştırmalarda Kars’ın tarih öncesi çağlardan buyana yerleşim merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Kür (Kura) ve Aras (Araz) nehirleri boylarında yapılan kazılarda bunun izlerine rastlanılmaktadır.
Kapataş, Yantmataş ve Cilalıtaş devirlerinden itibaren yerleşme merkezlerinde oluşu yanında M.Ö. 9000-8000 yıllarından buyana hayvan ehlileştirme ve tarım devirlerinde yaşanmıştır.
M.Ö. 5000-4000 yıllarında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’a yerleşen Huriler Kars’ın bilinen ilk sakinleridir. Daha sonra M.Ö. 9. Yüzyılda güneyden gelen Urartu’ların egemenliğine girmiştir. Urartular 2500 yıl küçük beylikler vasıtasıyla egemenliklerini sürdürmüşlerdir. M.Ö. 665 yılında Urartular Kimmer akınları sonucunda bölgeden çekilince hakimiyet İskitlere geçmiştir. İskit egemenliği M.Ö. 145 yılına kadar sürmüştür. Bu tarihten itibaren Partlar, İskit egemenliğine son vererek Türk Arsaklı beyliğini kurmuşlardır. Kars adı da buradan kaynaklanmaktadır. Arsaklar M.Ö. 2. Yüzyılından M.S. 5.Yüzyıl ortalarına kadar Kars’ta hüküm sürmüşlerdir. 430 yılında Sasanilere geçen bölge uzun süre Sasani, Bizans ve Araplar arasında savaş alanı olmuştur. Bunlar arasında kısa sürelerle el değiştirmiştir.
1064 yılında Selçuklu Türkleri tarafından feth edilerek Türk Şeddatlı beyliğinin emrine verilmiştir. 1200 yılında Gürcü Atabeylerinin eline geçen bölge 1239’da Moğollar tarafından tahrip edilmiştir. Moğollar Anadolu’dan çekilince 1406’da Karakoyunluların, 1467’de da Akkoyunluların eline geçmiştir. Bu iki beyliğin sürekli savaşları Kars ve çevresini çok etkilemiştir. Yerleşme merkezlerinin tahrip edilmesine ve nüfusun azalmasına sebep olmuştur. 1535 yılından itibaren Kars Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarına katılmış, 1877-1878 (93 harbi) Osmanlı-Rus harbine kadar önce İranlı’lara sonra Ruslara karşı en büyük askeri üst olmuştur.
1918’e kadar 40 yıl Rus işgalinde kalmıştır. 1918’de tekrar alınmış, 6 ay sonra Mondros Mütürekesi gereği ordunun çekilmesi üzerine kaderiyle baş başa bırakılmıştır.
Ordunun desteğinden mahrum kalan Karslılar önce Milli Şura sonra Çenub-i Garb-i Kafkas hükümetlerini kurarak mücadeleye devam etmişlerdir. 30 Ekim 1920’de Kazım Karabekir yönetimindeki Türk Ordusu